Kırmızı Kazaklı Adam (1)



Yine,yeniden akşam oldu. Soluk bir İstanbul kışının son günleri artık.Soğuk suratlar ve sesler ardında dar sokaklarda yürüyordu kırmızı kazaklı adam. Yer yer yağmış olan karların içinde ıslanan çoraplarını düşünüp yeniden sigarasını yaktı ve evine yürümeye devam etti. Neyse ki sıcak olduğunu umduğu evine yürüyerek gidip gelmeyi alışkanlık haline getirmişti. Her gün farklı yollardan gitmeye aşina olan ayakları, onu yeniden bilmediği yollara sürüklüyordu.Fakat geç kalamazdı daha fazla. Evde bekleyen eşi çoktan yapmıştı yemekleri.Pencereden onun gelmesini bekliyordu. Kafasında bin bir türlü düşüncelerle evine doğru ilerlemekte olan kırmızı kazaklı adam köşede belirdi sonunda.
Soluk girilerin içinde tek kırmızı kazaklı adam

 Özgür ruhlu iki insanın hapsolduğu bir semtti burası. Semtin gri ve kara renklerinin içinde kırmızıydı o. Bütün grilerin içinde belli ediyordu kendisini. Farklıydı.Onlara benzemeye de niyeti yoktu. Nereden de gelmişlerdi buraya. Kanatlarını rafa kaldırmışlardı bu özgür iki kuş. Adapte olmak için çok uğraşmışlardı ilk başlarda. Yeni işlerine,yeni evlerine,yeni semtlerine. Zor oldu fakat mecburiyetlerinin olduklarını biliyorlardı.Ama sona gelinmişti artık. Mutlu haberi eşine vermek için daha da hızlandı adımları adamın ve kapının zilini heyecanla çaldı. Kapı açıldığında ise bütün yorgunluğunu, bütün debdebeyi dışarıda bırakacaktı.
Eve girer girmez gözlerinin ışıltısını saklayamadı eşinden.Merhaba dedikten hemen sonra söyledi ilk müjdesini.
-Ayrıldım. Bıraktım işi. İstifa ettim bugün.
Eşi bir an duraksadı. Hiç beklemediği bir şey değildi aslında. Çünkü sözleşmişlerdi.O da bırakmıştı çünkü işini bugün. Mecburiyetlerinin altında kalmışlıkları yüzünden yapamadıkları her şeyi artık yapmak için hiçbir engelleri yoktu. Uzun zamandır para biriktiriyorlardı zaten. Fazla eşya sahibi de olmamışlardı zaten bu günleri düşündükleri için. Artık yapacakları tek şey plan yapmaktı. Gezmek,görmek ve öğrenmek istiyorlardı. Sadece anı yaşamak ve kimseyi dinlememek.
Hiçbir şey söylemediler.Yemek masasında ikisi de heyecandan duramıyordu yerinde. Birbirlerine bakarak sadece gülüyorlardı. Uzundur istiyorlardı bunu. İkisi de bugün galip gelmişti. Zincirlerini kırmışlardı. Savaşı onlar kazanmıştı.  Zaferlerinin sonucunda kendilerine ziyafet çekiyorlardı. Bugündü.Hiç unutmayacaklardı. Senelerdir içlerinde tutmaya çalıştıkları fakat yapamayacaklarını bildikleri için birbirlerine söyleyemedikleri o fikri yine kırmızı kazaklı adam sunmuştu.
-Neden çekip gitmiyoruz artık ?
İlk başta eşi yadırgamıştı bu fikri. Alışmıştı çünkü bu izbe hayatına. Mecburiyetinin tezatlığıyla bir şey söylemedi yine. Kendi kendine düşünmüştü o akşam. Yatağa yattığında yorgun bir günün bütün varlığını atıyordu üstünden ve söyledi ilk cümlesini.
-Neden gitmeyelim ?
Gideceklerdi elbet. 1 ay sonra o gücü bulmuşlardı artık ve şimdi buradalardı. Geceyi sadece müzik dinleyerek geçirdiler. Sabah onları yeni bir hayat bekliyordu. İlk yapacakları şey gitmek istedikleri şehirleri ve bütçelerini kontrol etmek olacaktı. Sadece gezgin olmayacaklardı. Kapitalist düzenin buyruğu olarak para onlara en gerekli olandı. Bunu da düşünmüşlerdi ve sanatlarını gösterebilecekleri mecralarda kendilerine yetecek kadar para kazanabileceklerdi.
Uyudular birbirlerine sarılarak ve uyandıklarında sabah 9’u geçiyordu.


1 yorum:

  1. Hikayenin 3 seri olması inanılmaz, yorum yapmadan geçemeyeceğim gerçekten müthiş. Diğer hikayelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.

    YanıtlayınSil