Kırmızı Kazaklı Adam (3)



İlk günlerine uyandılar evlerinden uzakta. Aslında evleri onlara nereye giderlerse orasıydı. Sabit bir yerleri olmaması için uğraşmışlardı bu zamana kadar. Bu yüzden katlanmışlardı birçok şeye. Güzel bir hava vardı dışarıda. Kahvaltı sonrası şehir merkezine gittiler. El ele sokaklarda gezdiler. Güzel bir çay bahçesi bulup oturdular. Sokakta yürüyen insanları anlama çalışıyorlardı.Koşuşturmacalı bir sokaktı burası. İşe yetişmeye çalışan insanlar. Yavaş yavaş dükkanlarını açan esnaf. Dolu dolu çekiyorlardı oksijeni ciğerlerine. Bir sigara yaktı kırmızı kazaklı adam. Güzel bir Türk kahvesi söyledi kendisine. Birbirlerine ne kadar aşık olduklarını bu güzel ilkbahar sabahında tekrar dile getirmekten haz alıyorlardı.
Kırmızı Kazaklı Adamın Gezileri

Cıvıl cıvıl olmaya başlamıştı sokaklar. Kalktılar onlarda oturdukları masadan. İnsanlara karışmak istiyorlardı. Sahi insanlar ne yapıyorlardı sokakta ? Nasıl geçiriyorlardı zamanlarını ? Evlerinden çıkıp dışarıda nerelere gidiyorlardı ? Her gün işe gittiklerinde dışarıdaki insanların neler yaptıklarını merak ediyorlardı. Şimdi onlardan olmuşlardı. Ama merak ettikleri o Trakya insanlarıyla buluşmak istiyorlardı. Bu yüzden Şehir Merkezinde bu planlarını gerçekleştiremeyeceklerini anlamışlardı. Şehrin köylerine gitmelilerdi. Öyle de yaptılar. Küçük güzel bir köye vardılar yarım saatlik bir yolculuk sonrasında. Soluklanıp bir şeyler yemek için yer ararlarken köyden birkaç kişi yanlarına yaklaştı ve nereden gelip nereye gittiklerini sordular.
Kendilerini tanıtıp geliş sebeplerini söylediklerinde kendi evlerine davet etmek istediler onları. Seve seve bu teklifi  kabul ettiler ve sohbetlerine evde devam edeceklerdi. İşlerinden nasıl istifa ettiklerini nasıl buralara gelme fikrini kafalarına koyduklarını bir bir anlattı kırmızı kazaklı adam. Neden kazak giydiğini soran evin hanımına da sebebini kendinden emin bir şekilde anlatmıştı.
Güzel sohbetler edildi o gün akşama kadar. Kalacak yerlerinin olup olmadığı sorusu da evin reisinden geldi. Her ne kadar karavanda yatmanın onlar için sorun olmayacağını söyleselerde kabul görmedi ve kendilerine yatak kurulmuştu bile. Sabah olunca gideceklerdi . Hiçbir yerde uzun süre kalmak istemiyorlardı. Daha gezilecek ve görülecek çok yer vardı. Nefes alacakları birçok şehir. Kendi öz ülkeleri bile onlara dar gelmeye başlayacaktı. Batıdan doğuya gitmektense sahil şeridinde yapacakları bir rota onları daha çok mutlu edeceğe benziyordu. Bu yüzden ikinci rotaları Çanakkale olacaktı.Kendi tarihlerine şahit olabilecekleri güzel bir şehir olan Çanakkale onları şimdiden cezbetmeye başlamıştı bile. Sabah uyandıklarında kahvaltı masasının hazır olduğunu gördüler. Kahvaltı sonrası ise Çanakkale’ye gidebilmeleri için yol tarifini bile almışlardı. Gözlerinde mutluluk parıltısıyla yola çıkmalarıda uzun sürmemişti.  






Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme