Kırmızı Kazaklı Adam - Geçmiş Geçmişte Kaldı

Kırmızı Kazaklı Adam Hikayelerini Okumak İçin Tıklayınız

Yolculuklarına başlamışlardı yine birlikte fakat aslında kendi içinde de bir yolculuktaydı Kırmızı Kazaklı Adam.  Bir süre uzaklaşıyordu buralardan. Geçmişine gözü takıldı. Düşünüyordu ve soruyordu kendisine. Sorulması yasak olan dillerde, eleştirebileceği geçmişini sorguluyordu. Nasıl gelmişti buralara kadar ? Neler beklemişti onu ve o nelerle karşılaşmıştı ?
Anlatamıyordu kendini anlamak istemeyen insanlara. Boş bakışlarla bakışıyordu insanlar onu gördüklerinde. Düz bir yolda yürüyordu pencereden bakan insanların alçak bakışları arasında. Alçak sokaklarda alçak kaldırımlara çıkıyordu üstüne gelen korkulardan kaçmak için. Düşünceler denizinde yüzmeyi öğrenen bir çocuk gibi kollarını savuruyordu ama ilerleyemiyordu. Hareketlerini hızlandırdıkça batacak gibi oluyordu. Afalladı yüzüne inen tokat yüzünden. Kendine gelmişti fakat kendisi de nerede olduğunu bilmiyordu.
Pazarda satması gereken limonların olduğu tepsisi de düştü elinden. Yola saçılan limonları tek tek topluyordu kendi kendine sövercesine. Babası hiçbir zaman esirgememişti tokadını kendisinden. Nerede ve nasıl olduğunun önemi yoktu. Elbet bir sebebi vardı. Yine öyle olmuştu. Çalışması gereken saatte sokakta boş boş yürürken denk gelmişlerdi.
Kırmızı kazaklı adam -Geçmiş geçmişte kaldı

Küçücük hayallerini küçücük insanlarla paylaşmaktan kaçınıyordu. Herkes çocuk kalmak isterken o büyümek istiyordu. Hayallerini gerçekleştirebilmek,evlenmek,yuva kurmak ve eşinin de kendisi gibi olmasını umut ediyordu. Öyle de oldu. Yanındaydı işte çok sevdiği eşi. Birlikte bir yolculuğa daha çıkmışlardı. Zaman neyi gösterecekti bilmiyorlardı ama zaten zamanla bir işleri de yoktu. Zamanlarının çoğunu müzik dinleyerek ve konuşarak geçirmekten zevk alıyorlardı. Neden almasınlardı ki ? Yaşayıp gideceklerdi zaten bu dünyadan. Arkalarına onlara övgüler yağdıran insanlar olsa ne olacaktı ? Ne faydası olacaktı. Bir kere geldikleri bu dünyadan gitmeden önce geriye bakacak yüzleri olsa yetecekti zaten.
Geldiler sonunda Çanakkale’ye. Gezdiler,gördüler. Bilmedikleri birçok şeyi öğrendiler. Güzel fotoğraflarla güzel anılar biriktirdiler kendilerine. Kırmızı kazaklı adam kendisine sorduklarını başkalarına sormaya cesaret edemiyordu. Geçmişiyle yüzleşebilme cesaretini gösteremeyecek insanlardan solgun cevaplar almaktan çekiniyordu. Sormadı da fazla. Nereden gelip nereye gittiklerine kendisi karar verebilen insanlardan olabilmeleri için umutluydu.
Bu Vatan için canını vermiş şehitlerin huzurunda bekledi uzun süre. Uzun süre o tarihe gitti. Onlarla birlikte içti çorbasını. Cephede onlarla birlikte türküler söyledi. Onlarla birlikte sardı tütününü. Birlikte içtiler sigaralarını ve koştular karşı cepheye. 1 saatten fazla kaldılar orda.  O süre boyunca yaşadı onlarla birlikte. Sanki bir ömür geçirdi orda.  Yola çıkacak halide kalmamıştı zaten. Eşi de hiç konuşmadı onunla. O geceyi karavanlarında uyuyarak geçirdiler. Sabah olduğunda yeni bir yol haritası yapmak için oturdular kahvaltı sofralarına. Yeni yerler görme istekleri bitmez tükenmez bir hal almıştı. Bodrum’a gideceklerdi. İkisi de çok heyecanlıydı. Denizin ve güneşin bir süre tadını çıkartabilecekleri, sokaklarında saatlerce yürüyebilecekleri ve istifalarından sonra tatil yapabilecekleri bir yer olacaktı onlar için. Uzun bir yol bekliyordu onları. Kahvelerinide içtikten sonra yavaş yavaş yola çıkmışlardı.
Kırmızı kazaklı adam serisi şehir şehir gezerek bize şehirleri anlatan bir seri olmayacaktır. Yaptıkları yolculuklarla bizleri de kendileriyle birlikte gezdirerek belki de bugüne kadar cesaret edipte atamadığımız adımları nasıl atılabileceğini gösterecek bir yazı serisi olması planlanmaktadır. Yazıyı okurken sizlerde kendinizden kesitler bulabileceksiniz.

Kırmızı Kazaklı Adam Hikayelerini Okumak İçin Tıklayınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme