Sonun Başlangıcı


Hayatın depdebesinden sıyrılıp kendimize baktığımızda sadece bir et parçasından ibaret olduğumuzu görebiliriz. Fakat kendimize birçok anlam yüklemeyi de seviyoruz. Kimimiz baba, kimimiz patron, kimimiz işçi,öğretmen,doktor,polis, öğrenci vs. Ama aslında hepimiz ölümlü mahluklarız. Peki neden hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz ?  Topraktan gelip neden toprağa gideceğimizi kabullenmiyoruz ? Herkes cennete gitmek istiyor ama neden kimse ölmek istemiyor ?İnsanlar ölüm hakkında konuşmaktan bile korkuyor desek yeridir. Hayatımızın en ciddi ve önemli konusu hakkında hiç düşünmüyor olmamız da o kadar ironik aslında.
Hayatın depdebesinden sıyrılıp kendimize baktığımızda sadece bir et parçasından ibaret olduğumuzu görebiliriz.

Hadi birlikte ölelim diyecek halim yok. Fakat ölüme ne kadar hazırız ? Kopartamayacağımız bağlarımızı neden hala sıkı sıkı tutmaya çalışıyoruz ? Geriye ne bırakacağımızdan emin olamadığımız için dünyayı terketme korkusuyla yüz yüzeyiz. Hep daha fazlasını isteriz. Hep yetersiz kalır her şey. Bir gün daha fazla olsun isteriz her zaman.
Kafka’nın söylediği gibi ; Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında. Hayatı fazla ciddiye aldığımız için ciddiyetsiz tavırlar sergilemekten kaçınmaktayız. Tadını çıkaramıyoruz akıp giden zamanında. Bize verilen hazineyi de bir bir harcıyoruz pervasızca.
                Ölüm aslında aslın başlangıcıdır, her ne kadar başlangıcın bitişi olarak bilinse de.  Her anlamda hazırlanmalıyız. Her gün haberlerde duymaktayız ölüm sayılarını. Sanki birer matematik sayısı olarak görüyoruz onu da artık. 5,10 derken sayı yükseliyor. Sayı yükseldikçe değeri artıyor belki de bizim için. Peki o canın önemini  yakınımızdan birinin canı olduğunda mı anlayacağız ? Sıra bize geldiğinde peki ?
                Değersiz bir et parçası olarak toprağa döndüğümüzde ne olacak ? Cevabı ben vereyim.  Her şey için çok geç olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme